25 Mayıs 2009 Pazartesi

Tavuklu Maç ve Konyaspor Üzerine

Yıl 1986-87 sezonu,2.Türkiye Ligi son haftası oynanacak.C grubunda Konyaspor ve Sakaryaspor şampiyonluk mücadelesi veriyor. Ligin son maçlarında Konya-Tarsus İdman Yurdu ve Sakarya - Anadolu oynayacak. Her iki şampiyon adayına da galibiyet yetmiyor. ikisi de, rakibinin son maçta kaç gol atabileceğinin hesabında ancak Sakaryaspor daha avantajlı. Çünkü Anadolu'yu 2-0 yenerse Konya'nın Tarsus İdman Yurdu karşısında 9-0 kazanması gerek. Bu yüzden Konya huzursuz. Gözü kulağı Sakarya'da. Rakip kaç atacak ki, kendisinin kaç atması gerektiğini bilsin. Bunun için iki maç da aynı saatte başlamamalı. Oysa federasyon hakemlere sıkı talimat vermişti ; ''Maçlar tamı tamına saat 16.00'da başlayacak,saniye bile şaşmamalı.'' Dur bakali n'olicek? Konya'daki mücadelenin hakemi Aykan Köseoğlu'ydu,maçın başlamasına yakın, görevlilerden müsabaka topunu getirmelerini istedi. ''Havası kaçmış, şişiriyoruz.'' dediler. Biraz geçince ''Patlamış değiştiriyoruz.'' dediler. Az daha geçince, ''Arkadaş depoda unutmuş, kilitli.'' dediler.Maksat, hakemin başlama saatinden sonra sahaya çıkmasını sağlamak. Neyse, hakemin bozuk çalmasından sonra top getirildi. Köseoğlu sahaya çıkıp, takımları yanına çağırdı. Saat o sırada 16.00'yı geçmesine rağmen Konyaspor ortalıkta görünmüyordu. Köseoğlu bir süre daha bekledi, takım hala gelmeyince sadece Tarsus İdman Yurdu ile birlikte seramoniye çıktı. Halkı selamladılar. Yapılacak şey düdüğü çalıp, maçı tatil etmekti,tam bu sırada büyük bir uğultu duyuldu. Tribünlerden atlayan 3 bin taraftarın omuzunda Konyasporlu futbolcular sahaya geliyordu. Adeta şampiyon olmuş gibi şeref turu atıyorlardı.Herkes saha içerisine girmişti. Hakem Köseoğlu, olan biten karşısında şaşkına dönmüş, kalabalığın derhal boşaltılmasını istiyordu. Kalabalığı boşaltması gereken adamlar da, zaten maçın mümkün olduğu kadar geç başlamasının yararına inandırılmışlar. Ağırdan alıyorlar. Neyse hara güre millet dağıldı. Taraftar, oyun alanını belirleyen çizgiler dışına çıkmıştı ama tribünlere çıkmamıştı. Köseoğlu, bunun vakit alacağını gördüğü gibi ''Tamam kardeşim saha kenarında kalsınlar, gelin maç başlasın.'' dedi. Bu arada kale ağlarını kontrole giden yan hakemler Argun Darıcı ve Hüseyin Su telaşla hakemin yanına koştular ; ''Aykan bey, bunlar ağları kesmişler.'' Hakem çıldırıyor ama ne yapsın ? ''Allah kahretsin.'' diye söylenerek maçı bu şekilde başlatmaya karar veriyor. Tam başlama vuruşu yapılacak. O da ne ? Sahaya yeniden birtakım adamlar doluşup Tarsus İdman Yurdulu futbolculara çiçek vermek istiyor.Köseoğlu'nun ''Durun, bu ne rezalet, dışarı çıkın.'' diye bağırmasına rağmen sahada çiçek vermeler, öpüşmeler sarılmalar gırla. Bu fasıldan sonra yeniden bir başlama vuruşu hazırlığı.Ama o da ne ?Hakemin gözüne bu kez Konya kalecisi Nejat takılıyor. Üstünde kaleci kazağı yok, futbolcu arkadaşlarının giydiği formalardan birini üstüne geçirmiş.Hakem yanına koşup ''Oğlum bu ne hal?'' diye soruyor. Nejat saf saf boynunu büküp ''Hocam kazağım kulüpte kalmış,başka bir şey bulamadım.'' diyordu. Köseoğlu öfkeyle ''Üstünü çıkar, çıplak oyna.'' direktifini veriyor. Kaleci soyunduktan sonra, tam başlama düdüğünü çalacaktı ki.Birileri gene sahaya dalıp Nejat'a kaleci forması vermeye koşuyordu.Maç bir türlü başlayamıyor.Hakem son kez düdüğünü ağzına götürüp tam çalacaktı ki.Bu kez konya kaptanı İsa, Köseoğlu'nun yanına koşup ''Hocam kalelerin ağları yok.'' müjdesini veriyordu (!) Hakem ağları götürenlere koşup ''Nereye götürüyorsunuz.'' diye sordu. ''Hocam yırtılmış onarıp getireceğiz.'' diyorlar. Öfkeyle sahaya dönüp ''Tamam ulan, bu maç ağsız oynanacak.'' diye haykırıyor.Amaç şu maçı bir an evvel başlatabilmek.Yeniden başlama vuruşu noktasına geliniyor.Geliniyor ama o da ne ?Ellerinde televizyon ambalaj kutuları bulunan bir grup, sahanın kenarına geldi ve paketlerini çimlere boşalttılar. Sahaya bir anda 40 tavuk yayıldı. Ortalık ''Gıd gıd gıdaak.'' sesleri ile inliyor. Sanırsınız ki, burası stad değil tavuk çiftliği. ''Hişt... pişt. Gel bili bili.'' diyen sahaya daldı. Akılları sıra tavukları dışarı çıkaracaklar. Oysa dışarı çıkmak isteyen tavukları tekrar içeri kışkışlıyorlardı. Futbol maçı değil, orta oyunu. Sahanın içinde herkes tavuk kovalıyor. Hakem köseoğlu da tavuk kovalayanları kovalıyor. Federasyonun kesin emriyle saniyesi saniyesine 16.00'da başlatılması gereken maç saat 17.00'ye gelmesine rağmen oynanamıyordu. Birkaç perdelik komedi sonrasında bir saatlik zaman kazanılmış ve nihayet başlama noktasına gelinmişti. daha 10'uncu dakika dolmadan Konyaspor Namık'la 1-0 öne geçti. Sanki yer yerinden oynadı, herkes yeniden sahaya doluştu. Sevinmeler, kucaklaşmalar, öpüşmeler. Saha ortasında bir neşe-i muhabbet. Kalabalık zor-bela dağıtıldıktan sonra yeniden oyuna dönüldü. Ama oyunun 24. dakikasında yine alışılmadık bir şey oldu.Yan hakem Argun Darıcı oyun devam ederken elinde bir bıçak Konyalı taraftar tarafından kovalanıyordu. İkisinin kovalamacasını, gazeteciler de kovalamaya başladı.Gazetecilerin fotoğraf çektiğini gören başka taraftarlar da, gazetecilerin peşine düştü. Kaçışma saha içine de taşınca, maç durdu. Bir basın mensubu kendisini kovalayanlardan kaçarken şeref tribününe tırmanıp Vali Kemal Katıtaş'ın yanına koştu. Can havliyle bağırarak ''İmdat beni kurtarın vali bey.'' dedi. Devletin valisinin cevabı ; ''Buraya kadar nasıl koştunsa, öyle kaç.'' Bu arada, maç TRT tarafından radyo ile naklen yayınlanıyordu. Hem olan bitenlerin duyulmaması, hem de Sakaryalılar'ın Konya'daki maç hakkında bilgi sahibi olmaması için hatlar kesildi... TRT'ciler onarıyor, seyirciler koparıyordu. bu arada Konya PTT'sinin telgraf ve telefon hatları da koparılarak başka yerlere bilgi gitmesi engelleniyordu. Maç 1,5 saat yerine engellemeler, duraklamalar ve olaylar nedeniyle 3,5 saatte bitmişti. Konya 9-0 kazanması gereken maçta 5-0'da kalınca kıyametler koptu. Bitiş düdüğü sonrasında Konyalı futbolcular, teknik direktör, yöneticiler ve istanbul basını mensupları birer birer sopadan geçti. Şehirde 100'ü aşkın belediye otobüsü tahrip edildi. ANAP il binası taşlandı, özel otomobiller yakıldı.
*Okuyanı Vururum - Ali Sami Alkış
...
Yukarda ki yazıyı okudukça Konyaspor'un bugün ki hali üzüntümü kat be kat artıyor. Hele ki bu sezon Sakaryaspor gibi futbolun çınarlarından birisinin daha TFF 2.Lig'e düşmesi ile futbolun temel taşlarının sarsılması futbol adına son derece üzüntü verici olduğu aşikar.
Tamam Konyaspor güzel futbol oynamıyor,Turkcell Super Ligde tutunacak güçleride olmayabilir ama bu zamana kadar gelene kadar yukarda ki yazıda olduğu gibi takımına sahip çıkan şehir nerede sormak gerekir ?
Bu saatten sonra yapılacak çok birşey yok gibi dursada Ünal Karaman hoca ile kalan tek maçtan 3 puan alarak rakiplerinin puan kaybetmesini bekleyecek olan Konyaspor'a Bank Asya 1.Lige düşse bile şehrin sonuna kadar sahip çıkıp destek vermesi gerekiyor.
Umarım Konyaspor Turkcell Super Ligde kalır ve dibe değil kafaya oynayan bir takım olurlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder