18 Haziran 2009 Perşembe

Veda Mektubu

Suçlu hep sizdiniz ve siz kalmalıydınız.Fatih Tekke’nin geri dönüşü için; “Kulüp imkânları elveriyorsa neden olmasın!” dediğiniz halde bir yönetici; “O molla bir daha bu kulüpten içeri giremez!” diyordu ama Tekke’nin dönmeyişinin sorumlusu siz oluyordunuz. Dönmesinin neler getirip neler götüreceği ayrı bir tartışmanın konusu.
Cuma namazına gidecek futbolcular için antrenman saatlerin değiştiriyordunuz ama Trabzon’un anlı şanlı medyasında; “Namaz kılanlara kafayı taktığınız” iddia ediliyor, bu yapılırken de Giray Bulak’ın dinî hoş görüsünden örnekler sunuluyordu.
Size söylemiştim Hocam;Bu güruhun amacına ulaşmak için çiğnemeyeceği değer kirletmeyeceği mukaddes yoktur.Ve amaçlarına ulaştılar: siz gittiniz.
Bize duymak istediğimiz tatlı yalanları, kendimizi dev aynasında görmeye, egomuzu takdis ve tavaf etmeye devam edeceğimiz neşideleri terennüm eden sahte dostlardan olmak yerine, hatalarımızla yüzleşmemizi ve onları düzeltmemizi telkin eden, “acı söyleyen” bir dost olmayı tercih ettiniz. “Bu takımın 25 yıldır neden şampiyon olamadığını bir düşünün?” diyordunuz hedef saptırdığınız söyleniyordu. “Dünyanın hiçbir yerinde protesto edilerek, küfür ve hakarete uğratılarak performansı artırılan bir futbolcu yoktur. Futbolculara sahip çıkın.” diyordunuz. Birileri karşınızda utanmadan; “Bu takım 80 puanla ikinci olduğunda da, ilk yarısını 6-0 önde kapadığı maçın ikinci yarısında gol atamadığında da yuhalandı, küfre maruz kaldı.” diyecek kadar yüzsüzleşiyordu.
“Merd-i Kıptî şecaat arz ederken sirkatin söyler.”
Siz suçluydunuz ve suçlu kalmalıydınız.
Takım iyi sonuçlar alırken Başkan ve yöneticiler aldıkları oyuncularla övünüyordu ama sonuçlar kötü olunca onlar sizin getirttiğiniz adamlar oluyordu her ne hikmetse. Başkanın emeklerine yazıktı. Sizin emekleriniz mi? Öyle bir şey olamazdı. “Ersun ne yaptı ki?” deniliyordu. Galibiyetler yönetimini ama mağlubiyetler için siz adres gösteriliyordunuz kameraların karşısında.
Suçluydunuz ve suçlu kalmalıydınız Hocam.
Arkanızdaki taraftar desteğin peyderpey eritmek için yapılan çalışmalar, sıkça hoca değişikliğinden bıktığı içi kerhen dahi olsa siz destek verenlere yapılan telkinler, bildikleri üç beş İngilizce kelimeyi size hakarette kullanan “entelektüel” cücelerin çabaları sonunda meyvesini verdi ve siz gittiniz.
“Gittin amma ki kodun hasret ile canı bile.”Siz bir semboldünüz bu şehirde Hocam.Alaylıya karşı mekteplinin, statükoya karşı değişimin, dededen kalma yöntemlere karşı bilimselliğin, sürü psikolojisine karşı bireyselliğin, duygusallığa karşı aklîliğin sembolü. Belki de bu yüzden pek çok kişi duygu dünyanızı fark edemedi, ne kadar büyük bir yüreğiniz olduğunu bilemedi. Bilgece sükûtunuz kibir olarak algılandı. Eleştirileriniz ukalalık olarak.Gittiniz de kim kaybetti.Bana; “Bunun kazananı yok, herkes kaybetti.” dediniz ama yanılıyorsunuz Hocam. Kazananı var. Trabzon’un seçilmişleri bir kez daha kazandı. Kemikleşmiş çıkar tabakası, maziperest sülükler sosyal özne oluşlarını bir kez daha pekiştirdiler. Aldıkları her kurban, yıldırdıkları er ezber bozan onları daha da besliyor.Eğer vaktiniz olursa TV kanallarına, özellikle de yere kanallara bakın; onlarla karşılaşacaksınız. Kimisini en korktuğu hasmını nihayet yiyebilmiş ve ağzından kan damlayan ve kan çanağı gözlerle etrafına ürkütücü bakışlar fırlatan etçil bir dinozor, kimisini gözyaşı döken bir timsah olarak göreceksiniz. Kimileri ise Pavlov’un köpekleri gibi salyalar akıtarak şehirde dolaşmaktalar.
Gittiniz…
Tıpkı milli takımda olduğu gibi gelişiniz değil, gidişiniz lobilerin eseri oldu.
“İstikrar” adına size kerhen destek verenlerin; yerinize gelenin sizi aratacağı” korkusuyla yoğrulmuş endişeli kararsızlığı kaldı geriye. En küçük bir memnuniyetsizlikte ortalığı ayağa kaldıranlara karşı hiç sesi çıkmayan ama “Sonuna kadar Ersun Yanal!” diyenlerin eylemsizlik ve tepkisizliği ve bir grubun zafer naraları.
Gittiniz…
Yerinde sayanların yürüyenlerden hatta koşanlardan çok daha fazla ayak patırtısı çıkardığı bu şehirden gittiniz.Gittiniz şu an büyük isimler ortaya atılarak taraftarın gazı alınıyor. Ağızlara ballar çalınıyor.Dev aynası yeniden cilalandı Hocam.Ferguson TS’a gelmek için Manchester’a rest çekmiş; Morinho; “TS’dan birileri ararsa hemen bağla” diye sekreterine not bırakmış; Venger TS’dan hiçbir yöneticiye ulaşamadığı için basın yoluyla; “Göreve hazırım.” mesajı yollamış, Van Gaal bütün teklifleri elinin tersiyle itmiş, teklif bekliyormuş; Capello uçak biletini alıp yollara düşmüş; Lucescu; “Ya Trabzon ya trajik son!” diye feryat figan ediyormuş…
Gidişiniz bir şey değil de bu şehirde cehalet ve karanlığın, şahsa tapıcılığın, statükonun bir kez daha kazanmış olması kanıma dokunuyor be Hocam.
Gittiniz…Ne bilgece dostluğunuzdan vazgeçeceğim ne de Trabzonspor’dan.Bilakis mücadelem daha sert ve daha tavizsiz sürecek.Dedim ya siz bir semboldünüz.
Allah yolunuzu ve bahtınızı açık etsin Hocam.
*Facebook'ta özel mesaj yolu ile gönderilen Ersun Yanal'a yazılmış bir veda mektubu..Yorum yapmak bile gelmiyor içimden..

13 Haziran 2009 Cumartesi

Futbol Ahlakı



Mehmet Topuz transferi sonunda nihayete erdi ve bizde kurtulduk. Para futbolun içerisinde girince bu tür durumlar kaçınılmaz oluyor. Örneğin Fenerbahçe ile ismi özdeşlemiş Rıdvan Dilmen 1988 yılında önce Galatasaray ile anlaşmış,daha sonra kararını değiştirip Fenerbahçe ile anlaşmış. Bu kararda paranın etkisi var mıdır bilemeyiz ama yukarıda ki fotoğraf o günlerden tatlı bir hatıra olarak kalmış.

6 Haziran 2009 Cumartesi

Ve Yeniden Fırtına(!)

2008 Şubat ayı içerisinde Trabzonspor'un belkide en önemli olağan genel kurullarından bir tanesi yapıldı. Tarifi imkansız aşkla ve şevkle bütün olumsuzluklara rağmen peşinden gidilen renklerin temsil yetkisi Sadri Şener'e verilmişti. O dönemde Sadri Şener'in elini havaya kaldırıp bükemediğim bileği öperim diyebilen kaybeden diğer başkan adayı bile kaos ortamından yararlanmanın fırsatlarını kolladı. İşte bugün Trabzonspor'da gelinen olumsuz noktanın en iyi örneği.
Neler yapılması gerekiyordu bu zaman zarfında ? Neler yapıldı ? Neler yapılmadı veya yapılamadı ? Hatta dahada ciddisi yaptırılmadı birileri tarafından.
Öncelikle kulübün son zamanlarda ülke sathında ve uluslararası arenada ayağa düşürülen imajını düzeltmek için Sadri Şener biçilmiş kaftandı ve öylede oldu.Türkiye sınırları içerisinde popüleritesi en yüksek teknik direktörlerden birisi olan Ersun Yanal takımın başındaydı,buna Sadri Şener'de eklenince taraftarın aklında ki ekip tamamlanmıştı.Taraftarın takımdan futbol adına 2007-2008 sezonundan fazla bir beklentisi yoktu.
Yönetim kurulunun ve teknik ekibin önünde transfer başta olmak üzere halledilmesi gereken işler için 3-4 ay gibi uzun bir zaman vardı. Bu zaman dilimi içerisinde de önemli mesafeler katedildiği transfer sezonunda görüldü. Önce ki yönetim kurulunun 2 yıl gibi bir zaman zarfında yapabildiği en iyi iş takımın başında herkesin gönlünü hoş tutabilecek bir Ersun Yanal takımın başındaydı. Unutmadan birde fiyasko stadyum projesi fotoğrafları vardı elde.
Sadri Şener yapılan 20 küsür transferin yanında,stadyum modernizasyonu çok kısa bir sürede tamamlandı,Trabzon'un ili sınırları içerisinde 2008 yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre stadyumda maç izleme ihtimali olan 110.000 kişinin 18.000 kişisine kombine satıldı.Bunların yanında Trabzon Karadenizspor ve basketbolda atılımlarda yapıldı.
2008-2009 sezonunun startı verildiğinde yönetim kurulu Ersun Yanal ve talebelerine yüz çevirmeden kulüp için neler yapılması gerektiğinin peşine düşüldü. Kulüp için milad olan ve sürekli gelir sağlanılacak HES Projesinin yanında GSM işine girildi. Yine sponsorlar ile yapılan anlaşmalar ve son olarakta Trabzonspor Kart bu işlerin çabası.
Ve fırtına..Ersun Yanal çatlağı başladı camia içerisinde. Özellikle yerel basın ve her fırsatta Sadri Şener'in de dediği gibi eleştirmekten başka iş yapmayanların gayretleri ile gelinen noktada Ersun Yanal ile ipler bir şekilde koparıldı,takım paf takım hocası Ahmet Özen'e teslim edildi.Son 5 haftada alınan 4 galibiyet ve Şampiyonlar Ligi fırsatının kaçırıldığı kaybettiğimiz son maç. Bu süreçte takımın yeni hocası olarak düşünülen Şenol Güneş'in doğudan üzerimize güneş gibi doğamaması nedeniyle hangi akla hizmet yapıldığı bilinmeyen Sümer Özkan* güdümlü,Sadri Şener hatalı Samet Aybaba camiada şok etkisi yarattı.
Son dönemde Trabzonspor'un Trabzon Belediyesinden özellikle stadyum çevresinde yapılacak düzenlemeler ile ilgili talepleri oldu ancak bu talepleri karşılamayan ya da işi yokuşa süren belediyenin varlığına tepki gösteremeyen/göstermeyen camia Samet Aybaba kararı üzerine Sadri Şener ve ekibine 3-4 saat içerisinde yaptığı eleştiriden sonra geri adım atıldı. Bu adımın bedelinin camiaya etkisi ilerleyen aylar içerisinde görülücektir ama ilk etapta yukarıda sıralamış olduğumuz işleri yapan Sadri Şener başkanlığında ki yönetim kurulunda da çatlaklar baş gösterdi ve Olağanüstü Genel Kurul kararı alındı.
Sadri Şener'in kulislerde yeni bir liste ile adaylığı kulislerde dolaşsada yaptığı açıklamalar yorulduğu ve yalnız kaldığı yönünde.
Gelinen noktanın Trabzonspor için ne gibi zararları olacağını bekleyip göreceğiz ama şu anda rakiplerimizden bir adım değil yüzlerce adım gerideyiz. Umarım en kısa zamanda bu kaos ortamından çıkar gelecek sezon geçtiğimiz sezonu mumla aramayız..
Not ; Trabzonspor ile Trabzon Belediyesi arasında ki gerginliği,Trabzonspor'un iç bünyesinde ki sıkıntıların nelerden kaynaklandığını daha sonra ki günlerde paylaşacağım.
*Sümer Özkan - Özkan Sümer :)

4 Haziran 2009 Perşembe

29 Mayıs 2009 Cuma

Aferin(!) Giresun


Ne diyoruz ? Şehrine,takımına sahip çık. Çok birşey değil istediğimiz aslında.Sadece şehrine ve şehrinin takımına sahip çık yeter.
Yukarda ki fotoğraf Giresun Üniversitesine hasbel kader asılmış bir BJK bayrağı. Fazla söze gerek yok. Aferin (!) Giresun,devam et böyle..

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Alanzinho ve Dövmeleri


Fotoğraflar devamı için http://cizgilerinefendisi.blogspot.com/ :)





Tavuklu Maç ve Konyaspor Üzerine

Yıl 1986-87 sezonu,2.Türkiye Ligi son haftası oynanacak.C grubunda Konyaspor ve Sakaryaspor şampiyonluk mücadelesi veriyor. Ligin son maçlarında Konya-Tarsus İdman Yurdu ve Sakarya - Anadolu oynayacak. Her iki şampiyon adayına da galibiyet yetmiyor. ikisi de, rakibinin son maçta kaç gol atabileceğinin hesabında ancak Sakaryaspor daha avantajlı. Çünkü Anadolu'yu 2-0 yenerse Konya'nın Tarsus İdman Yurdu karşısında 9-0 kazanması gerek. Bu yüzden Konya huzursuz. Gözü kulağı Sakarya'da. Rakip kaç atacak ki, kendisinin kaç atması gerektiğini bilsin. Bunun için iki maç da aynı saatte başlamamalı. Oysa federasyon hakemlere sıkı talimat vermişti ; ''Maçlar tamı tamına saat 16.00'da başlayacak,saniye bile şaşmamalı.'' Dur bakali n'olicek? Konya'daki mücadelenin hakemi Aykan Köseoğlu'ydu,maçın başlamasına yakın, görevlilerden müsabaka topunu getirmelerini istedi. ''Havası kaçmış, şişiriyoruz.'' dediler. Biraz geçince ''Patlamış değiştiriyoruz.'' dediler. Az daha geçince, ''Arkadaş depoda unutmuş, kilitli.'' dediler.Maksat, hakemin başlama saatinden sonra sahaya çıkmasını sağlamak. Neyse, hakemin bozuk çalmasından sonra top getirildi. Köseoğlu sahaya çıkıp, takımları yanına çağırdı. Saat o sırada 16.00'yı geçmesine rağmen Konyaspor ortalıkta görünmüyordu. Köseoğlu bir süre daha bekledi, takım hala gelmeyince sadece Tarsus İdman Yurdu ile birlikte seramoniye çıktı. Halkı selamladılar. Yapılacak şey düdüğü çalıp, maçı tatil etmekti,tam bu sırada büyük bir uğultu duyuldu. Tribünlerden atlayan 3 bin taraftarın omuzunda Konyasporlu futbolcular sahaya geliyordu. Adeta şampiyon olmuş gibi şeref turu atıyorlardı.Herkes saha içerisine girmişti. Hakem Köseoğlu, olan biten karşısında şaşkına dönmüş, kalabalığın derhal boşaltılmasını istiyordu. Kalabalığı boşaltması gereken adamlar da, zaten maçın mümkün olduğu kadar geç başlamasının yararına inandırılmışlar. Ağırdan alıyorlar. Neyse hara güre millet dağıldı. Taraftar, oyun alanını belirleyen çizgiler dışına çıkmıştı ama tribünlere çıkmamıştı. Köseoğlu, bunun vakit alacağını gördüğü gibi ''Tamam kardeşim saha kenarında kalsınlar, gelin maç başlasın.'' dedi. Bu arada kale ağlarını kontrole giden yan hakemler Argun Darıcı ve Hüseyin Su telaşla hakemin yanına koştular ; ''Aykan bey, bunlar ağları kesmişler.'' Hakem çıldırıyor ama ne yapsın ? ''Allah kahretsin.'' diye söylenerek maçı bu şekilde başlatmaya karar veriyor. Tam başlama vuruşu yapılacak. O da ne ? Sahaya yeniden birtakım adamlar doluşup Tarsus İdman Yurdulu futbolculara çiçek vermek istiyor.Köseoğlu'nun ''Durun, bu ne rezalet, dışarı çıkın.'' diye bağırmasına rağmen sahada çiçek vermeler, öpüşmeler sarılmalar gırla. Bu fasıldan sonra yeniden bir başlama vuruşu hazırlığı.Ama o da ne ?Hakemin gözüne bu kez Konya kalecisi Nejat takılıyor. Üstünde kaleci kazağı yok, futbolcu arkadaşlarının giydiği formalardan birini üstüne geçirmiş.Hakem yanına koşup ''Oğlum bu ne hal?'' diye soruyor. Nejat saf saf boynunu büküp ''Hocam kazağım kulüpte kalmış,başka bir şey bulamadım.'' diyordu. Köseoğlu öfkeyle ''Üstünü çıkar, çıplak oyna.'' direktifini veriyor. Kaleci soyunduktan sonra, tam başlama düdüğünü çalacaktı ki.Birileri gene sahaya dalıp Nejat'a kaleci forması vermeye koşuyordu.Maç bir türlü başlayamıyor.Hakem son kez düdüğünü ağzına götürüp tam çalacaktı ki.Bu kez konya kaptanı İsa, Köseoğlu'nun yanına koşup ''Hocam kalelerin ağları yok.'' müjdesini veriyordu (!) Hakem ağları götürenlere koşup ''Nereye götürüyorsunuz.'' diye sordu. ''Hocam yırtılmış onarıp getireceğiz.'' diyorlar. Öfkeyle sahaya dönüp ''Tamam ulan, bu maç ağsız oynanacak.'' diye haykırıyor.Amaç şu maçı bir an evvel başlatabilmek.Yeniden başlama vuruşu noktasına geliniyor.Geliniyor ama o da ne ?Ellerinde televizyon ambalaj kutuları bulunan bir grup, sahanın kenarına geldi ve paketlerini çimlere boşalttılar. Sahaya bir anda 40 tavuk yayıldı. Ortalık ''Gıd gıd gıdaak.'' sesleri ile inliyor. Sanırsınız ki, burası stad değil tavuk çiftliği. ''Hişt... pişt. Gel bili bili.'' diyen sahaya daldı. Akılları sıra tavukları dışarı çıkaracaklar. Oysa dışarı çıkmak isteyen tavukları tekrar içeri kışkışlıyorlardı. Futbol maçı değil, orta oyunu. Sahanın içinde herkes tavuk kovalıyor. Hakem köseoğlu da tavuk kovalayanları kovalıyor. Federasyonun kesin emriyle saniyesi saniyesine 16.00'da başlatılması gereken maç saat 17.00'ye gelmesine rağmen oynanamıyordu. Birkaç perdelik komedi sonrasında bir saatlik zaman kazanılmış ve nihayet başlama noktasına gelinmişti. daha 10'uncu dakika dolmadan Konyaspor Namık'la 1-0 öne geçti. Sanki yer yerinden oynadı, herkes yeniden sahaya doluştu. Sevinmeler, kucaklaşmalar, öpüşmeler. Saha ortasında bir neşe-i muhabbet. Kalabalık zor-bela dağıtıldıktan sonra yeniden oyuna dönüldü. Ama oyunun 24. dakikasında yine alışılmadık bir şey oldu.Yan hakem Argun Darıcı oyun devam ederken elinde bir bıçak Konyalı taraftar tarafından kovalanıyordu. İkisinin kovalamacasını, gazeteciler de kovalamaya başladı.Gazetecilerin fotoğraf çektiğini gören başka taraftarlar da, gazetecilerin peşine düştü. Kaçışma saha içine de taşınca, maç durdu. Bir basın mensubu kendisini kovalayanlardan kaçarken şeref tribününe tırmanıp Vali Kemal Katıtaş'ın yanına koştu. Can havliyle bağırarak ''İmdat beni kurtarın vali bey.'' dedi. Devletin valisinin cevabı ; ''Buraya kadar nasıl koştunsa, öyle kaç.'' Bu arada, maç TRT tarafından radyo ile naklen yayınlanıyordu. Hem olan bitenlerin duyulmaması, hem de Sakaryalılar'ın Konya'daki maç hakkında bilgi sahibi olmaması için hatlar kesildi... TRT'ciler onarıyor, seyirciler koparıyordu. bu arada Konya PTT'sinin telgraf ve telefon hatları da koparılarak başka yerlere bilgi gitmesi engelleniyordu. Maç 1,5 saat yerine engellemeler, duraklamalar ve olaylar nedeniyle 3,5 saatte bitmişti. Konya 9-0 kazanması gereken maçta 5-0'da kalınca kıyametler koptu. Bitiş düdüğü sonrasında Konyalı futbolcular, teknik direktör, yöneticiler ve istanbul basını mensupları birer birer sopadan geçti. Şehirde 100'ü aşkın belediye otobüsü tahrip edildi. ANAP il binası taşlandı, özel otomobiller yakıldı.
*Okuyanı Vururum - Ali Sami Alkış
...
Yukarda ki yazıyı okudukça Konyaspor'un bugün ki hali üzüntümü kat be kat artıyor. Hele ki bu sezon Sakaryaspor gibi futbolun çınarlarından birisinin daha TFF 2.Lig'e düşmesi ile futbolun temel taşlarının sarsılması futbol adına son derece üzüntü verici olduğu aşikar.
Tamam Konyaspor güzel futbol oynamıyor,Turkcell Super Ligde tutunacak güçleride olmayabilir ama bu zamana kadar gelene kadar yukarda ki yazıda olduğu gibi takımına sahip çıkan şehir nerede sormak gerekir ?
Bu saatten sonra yapılacak çok birşey yok gibi dursada Ünal Karaman hoca ile kalan tek maçtan 3 puan alarak rakiplerinin puan kaybetmesini bekleyecek olan Konyaspor'a Bank Asya 1.Lige düşse bile şehrin sonuna kadar sahip çıkıp destek vermesi gerekiyor.
Umarım Konyaspor Turkcell Super Ligde kalır ve dibe değil kafaya oynayan bir takım olurlar.

24 Mayıs 2009 Pazar

Fatih Karagümrük Amatörde

Futbolun köklü kulüplerinden Fatih Karagümrük TFF 3. ligde deplasmanda oynadığı Ü.Anadolu maçını 2-1 kazanmasına rağmen rakiplerininde kazanmasıyla amatör kümeye düşmekten kurtulamadı.
Beylerbeyi Stadyumunda canlı olarak takip ettiğim maçta cezalı oyuncularının çokluğuna ve yine rakibi ununu elemiş eleğini asmış Üsküdar Anadolu'nun maça asılmaması hasebiyle maçı üstün götüren Fatih Karagümrük'ün kazanması ligde tutunması için yetmedi.
Daha önce 1. Lig adı altında Turkcell Super Lig'de de mücadele eden Fatih Karagümrükspor Baba Hakkı (Yeten), Naci Erdem, Ahmet Karlıklı, Cahit Candan, Ahmet Berman, Tuncay Becedek, Ayhan Hançer, Kadri Kartal, Gazanfer Utkan, Tarık Kutver, Zekai Selli, İsmail Kurt, Musa Sezer, Aydın Yelken gibi isimleri Türk futboluna kazandırmıştır.

23 Mayıs 2009 Cumartesi

Fortuna Düsseldorf

Fırtına Düsseldorf bizim tabirimizle, bu sezon Almanya 3. liginde Bundesliga II'ye çıkmak için mücadele veren takım 1979 yılında Kupa Galipleri Kupası finalinde Barcelona'ya 4-3 kaybetmiş, onun dışında elle tutulacak bir başarıları yok.
Tarih 23 Mayıs 2009 yani bugün çok önemli bir maça çıktılar,galip gelmeleri durumunda Bundesliga II'ye çıkacak olan takım maç sonunda rakibi Werder Bremen (Am)'i 1-0 yenerek bir üst lige çıktılar. Buraya kadar herşey normal değil mi ?
Fortuna Düsseldorf - Werder Bremen (Am) maçı, yani Almanya'da bir 3. lig maçı 55.000 kişi önünde oynandı. 100 bilemedin 150 taraftarı olan Turkcell Super Ligi takımlarına duyrulur.

Ve Wolfsburg Şampiyon


2008-2009 sezonu Almanya Bundesliga I şampiyonu tarihinde ilk kez Wolsfburg oldu.Sezonun son maçında UEFA Kupası gazisi Werder Bremen'i kendi evinde ağırlayan Wolsfburg maçın ilk 25. dakikasına geldiğinde Misimovic,Grafite ve Proedl (k.k) attığı üç golle şampiyonluğu hakettiğini ve bu işin bu kadar olduğunu ilan etti.Geriye kalan 65 dakikada kalesinde bir gol gören şampiyon bitirim iki Grafite ve Dzeko'nun golleri ile 5-1'lik zafer ile son hafta şampiyonluğunu ilan etti.


Almanya Bundesliga I'de düşen takımlardan ikisi Arminia Bielefeld ve Karlsruher Sc oldu,düşecek olan üçüncü takım ise eski dost Çağdaş Atan'ın E.Cottbus ile Bundesliga II'de ki rakibi ile oynayacağı Play Out'tan sonra belli olacak.

22 Mayıs 2009 Cuma

Murat Göğebakan


Murat Göğebakan'a bu ay içerisinde bir türlü geçiştiremediği grip nedeniyle gittiği hastanede Lösemi yani halk dilinde Kan Kanseri teşhisi konuldu.Erken teşhis ve sevenlerinin verdiği destek kendisi için son derece önemli olduğunu ve sevenlerinin dualarını beklediğini belirtti Murat Göğebakan.Bilmeyenler için söyleyelim,her ne kadar medyada yer almasada kendisi bir sanatçıdan öte sosyal sorumluluklarının bilincinde bir insan olduğu kulaktan kulağa söylenir.
4 Ocak 2009 tarihinde konser için geldiği Trabzon'da Trabzonspor kulübünü ziyaretine ait yukarıda ki fotoğrafta."Trabzonspor bu yıl iyi bir çıkış yakaladı. Umarım bunu sezon sonuna kadar sürdürürler. Teknik heyetin işi de çok zor. Ancak bu takımın başarıya ulaşacağına inanıyorum.'' diyerek Trabzonspor'a verdiği destek ile bir kez daha gönlümde ki tahtı sağlamlaştırdı.
Bugün yazarlık yaptığı www.haberaktuel.com'da herşeyin yolunda olduğunu söylediği bir yazısı yayınlandı. İşte o yazı ;
...
Hastane penceresinin açık kalan aralığından ılık bir rüzgâr yanağıma değiyor. Dışarıda kuşlar birbiriyle yarışıyor. Ben ise içime okkalı bir nefes daha çekiyor ve Allah'a bana bir nefes daha lütfettiği için hamd ediyorum.

Ruhumun resmini hastane duvarlarına çiziyorum. Ve bir çizgide bin hatırayla yüzleşiyorum. Düşündüm de, bu hastalık bana düşünmem ve anılarımla hasbihâl etmem için bir fırsat veriyor galiba.

Biliyor musunuz? İnsan sanki sevdikleri adedince parçalardan müteşekkil ve her sevdiği onu hatırladıkça bir parçası da vefa huzmeleriyle sonsuzluğa ulaşıyor. Daha hastalığımı fark ettiğim ilk günümde en kalbi duygularla dağ gibi yanımda duran dostlara nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. İçimden hepsini birer yıldıza dönüştürüp gökyüzüne takmak geliyor.

İçime dolan dualarınız kalbimde helezonlar çiziyor ve önümü aydınlatıyor. Anladım ki iyi olmak için hiçbir engel yok aslında. Teslim oldum. Ve şimdi teslimiyetim siliyor karanlığın bütün izlerini. Bir sabah rüzgârı gibi esiyor. Serinliğiyle uyandırıyor içimde uyuyan ne varsa. Kokusunu getiriyor yolunu gözlediklerimin ve gönlümün gözü açılıyor Yakup'un gözleri gibi.

Hastalığımın tedavi sürecine gelince… Memorial Hastanesinin doktorları, görevlileri sağ olsun, tüm hastalara olduğu gibi bana da özenle yaklaşıp dikkatle tedavime odaklanıyorlar. Her şey yolunda. Kaderimin bu bölümü hastane koridorlarında çekiliyor. Sahnelerde çekilecek yeni bölümlerin geleceği günü hasret ve tevekkülle bekliyorum.

Hastalık esnasında bir takım klişelerin ne denli geçersiz olduğunu içiniz yana yana öğreniyorsunuz. Sevdikleriniz ve sevenleriniz olmasa hayatın ne tadı, ne de tuzu kalacak.

Tüm insanlığa vefa dersi veren siz sevdiklerime Haberaktuel.com aracılığıyla binler şükran, binler selam olsun.

Dualarda buluşalım.
...
Acil şifalar Murat Göğebakan,umarım en kısa zamanda biz sevenlerinle tekrar beraber olursun.

Eskişehirspor - Trabzonspor

Takımımız Pazar günü Turkcell Super Ligin 33. haftasında Eskişehirspor ile karşılacak.Galibiyet halinde Sivasspor ve Beşiktaş'ın puan kayıpları beklenerek lig 2.liği ve olası şampiyonluk için umutlar son haftaya taşınacak. Bu denli önemli bir maçta Eskişehirspor gibi tarihi başarılarla dolu,köklü camiası ve sağlam temelleri olan bir rakiple karşı karşıya gelmek mutluluk verici.Umarım seyri güzel,futbol adına iyi işler görebileceğimiz,kaybedenin kazananı tebrik edebildiği bir maç olur.

Eskişehirspor ile Trabzonspor arasında futbol kültürü anlamında çok büyük benzerlikler olduğu aşikar,iki takımı bir birinden ayıran Trabzonspor'un 6 şampiyonluğu ve müzesinde ki kupaların varlığıdır. Eskişehirspor bir dönem bu başarılara yaklaşmış ancak çok değişik dış etkenler buna mani olmuştur. Bundan sonra ki dönemde Eskişehirspor camiası kenetlenerek başarılara doyabilecek potansiyele sahiptir.

Eskişehirspor 1965 yılında kurulmuş,1970-1971 sezonunda Türkiye Kupasını müzesine götürerek tarihinde ki ilk kupasını kaldırmıştır. Kadrosunda ''Fethi, Nihat,Ender filelere gönder.'' diye besteler yapılan 1970-1971,1971-1972 sezonlarında gol kralı olmuş Fethi Heper,Nihat Atacan,Ender Konca efsaneleri barındıran Eskişehirspor henüz Avrupa'da kimse Avrupa Fatihi olmamışken ,16 Eylül 1970 yılında tarihi Sevilla zaferi hala dillerdedir.

"İspanya’da Sevilla maçı var.Faik’in sol ayak parmağı kırılmış. Kaç tane orta yaptı, kaç topa vurduysa hep o ayakla. Bugün ayakkabının üzerine kuş tüyü düşen futbolcunun üç ay tedavisi sürüyor,mr’ı çekiliyor." Prof. Fethi Heper*

*Hakan Dilek - Mahallenin En Şık Abileri










Resimler http://www.eskisehirspor.com/ 'dan alıntıdır.







21 Mayıs 2009 Perşembe

Abdürrahim Albayrak






Yaratıcı (!) Beşiktaş taraftarının Abdürrahim Albayrak için hazırladıkları ''Aya baktım seni gördüm,sana baktım ayı gördüm.'' diye bir pankartları vardı vakti zamanında. Ne zaman bir yerlerde Abdürrahim Albayrak ismi geçse aklıma gelir önce bir tebessüm ardından inceden bir düşünce alır beni. Kendisi aslen Rizeli olan,memleketinin takımı yerlerde sürünen bir zat-ı muhteremin belki çok farklı amaçlar için belki gerçekten sevdiği için bilemeyiz peşinde koştuğu takımın Galatasaray olması çok acı.

Bakın bu Abdürrahim Albayrak en son ne yapmış ? Galatasaray ve Beşiktaş'ın başında şampiyonluk yaşayan UEFA Kupası kahramanı Mircea Lucescu'yu tebrik etmek için Şükrü Saraçoğlu Stadyumunda uluslararası bir organizasyon olan UEFA Kupası finalinden sonra sahaya dalmış. Kulakları çınlasın yaratıcı (!) Beşiktaş taraftarının.






Bilet Savaşları






Hafta sonu Turkcell Super Ligde oynanacak olan Beşiktaş - Galatasaray arasında ki maç biletleri bugün Biletix gişelerinden satışa çıktı. İstanbul takımlarının maçlarında sürekli karşılaştığımız karaborsacılar yine sahnede,filmin adı Bilet Savaşları..Filmin fragmanı vs yok ama afişler boy boy.Maçın önemi büyük,şampiyonluk,şampiyonlar ligi gibi hedefler var ortada,durum böyle olunca da biletlere olan rağbet hat safhada ve yukarıda ki istenmeyen görüntüler..

















Alan Carlos Gomes da Costa



Kaynak ; www.6t1s.com/forum


Tebrikler Shaktar Donetsk


Dediğimiz gibi Lucescu'nun takımı Shaktar Donetsk Asya kıtasında oynanan son UEFA kupasını alarak Ukrayna yoluna koyuldular,çıplak gözle izlediğimiz bu takımdan ve Lucescu'dan istikrar adına Türk futbolunun alması gereken çok önemli dersler olduğuna inanıyorum. Umarım her olumsuz sonuçta en kolayı seçip teknik direktörüne kıyan değerli(!) kulüp başkanları bu maçı izlemişler ve kendi yararlarına olan ne kadar iyi şey varsa almışlardır. Tebrikler Lucescu, tebrikler Shaktar Donetsk..




Maçın Man Of The Match'i Jadson seçilsede bana göre Shaktar Donetsk takımın 33 numaralı kaptanı Darijo Srna'dır maçın adamı. Kimdir Darijo Srna ? 1 Mayıs 1982 doğumlu Hırvat futbolcu 1999 yılında Hajduk Split alt yapısından A takıma çıkmış,sağ bek ve sağ açık mevkiilerinde oynayan Darijo Srna Shaktar Donetsk'e 2003 yılında transfer olan futbolcu 57 kez milli maça çıkmıştır.


20 Mayıs 2009 Çarşamba

UEFA Kupası Finali

UEFA Kupası finaline saatler kaldı,şahsen beni finale çıkan takımlar nedeniyle hiç heyecanladırmasada ülkemiz adına önemli bir organizasyon olacağı kesin. Umarım bu finali en iyi şekilde değerlendirerek ülke tanıtımına önemli katkıda bulunabiliriz. Ne kadar heyecanlanmasak bile bir umut diyerek maçta bizde tribünde ki yerimizi alacağız.

Finalin görünen yüzü basınımızda çokça anlatıldı,yazıldı,çizildi ama Werder Bremen'in finale çıkmak için mücadele ettiği Hamburger SV maçında maçın kırılma anında atılan golden önce ki korner pozisyonu ile ilgili ortalıkta ne bir haber ne bir yorum yapıldı,en azından ben görmedim.

Bugün maç için Kadıköy Rıhtım'da toplanan Werder Bremen taraftarları ile ayak üstü sohbetimizde Hamburger SV maçında Werder Bremen'in attığı golden önce ki korner pozisyonunda Hamburger SV taraftarlarının sahaya attığı kağıttan topun kendilerine finalin kapısını açtığını ve bahse konu kağıttan topun Almanya'da bir açık artırma sitesinde 2500 Euro'dan satışa çıktığını ve açık artırmanın bu akşam oynanacak finalin son düdüğü ile biteceğini,elde edilecek gelirinde Almanya'da çocukların kanser tedavisinde kullanılacağını söylüyorlardı.

Dileğim kupayı Lucescu'nun Shaktar Donektsk'si alır,o kağıttan top çok iyi bir fiyata satılır ve kanserli çocuklara yararı olur,Türkiye A Milli Takımını tercih etmeyen ve basın toplantısını Türkçe düzenlemeyen Mesut Özil'in takımı Werder Bremen eli boş olarak evlerine dönerler.